Nefesin Satıldığı ADA
Failed to add items
Sorry, we are unable to add the item because your shopping cart is already at capacity.
Add to basket failed.
Please try again later
Add to wishlist failed.
Please try again later
Remove from wishlist failed.
Please try again later
Adding to library failed
Please try again
Follow podcast failed
Unfollow podcast failed
-
Narrated by:
-
By:
Bazıları nehirleriyle.
Bazıları ormanlarıyla.
Adalar ise nefesleriyle yaşar.
Çünkü ada olmak, sınırsız bir coğrafyada yaşamak değildir.
Sınırlı bir toprağın üzerinde geleceği paylaşmaktır.
Bugün Lefkoşa'dan Girne'ye doğru yola çıkan biri, yirmi yıl önce gördüğü manzarayla aynı manzarayı görmüyor.
İskele'den Gazimağusa'ya uzanan sahil şeridinde yürüyen biri de aynı şeyi söylüyor.
Karpaz'a giden biri de...
Değişim var.
Ama herkes aynı soruyu sormuyor.
Bu değişimin bedelini kim ödüyor?
Çünkü bir ada yalnızca üzerine bina dikilen bir toprak parçası değildir.
Bir ada;
orman demektir.
mera demektir.
tarla demektir.
zeytin ağacı demektir.
denize ulaşan rüzgâr demektir.
çocukların koşabileceği boşluk demektir.
Bugün betonlaşma tartışmaları yalnızca estetik bir mesele gibi sunuluyor.
Oysa konu görüntü değildir.
Konu yaşam alanıdır.
Bir ağacın kesilmesi yalnızca bir ağacın kaybı değildir.
Bir gölgenin kaybıdır.
Bir kuşun kaybıdır.
Bir mevsimin kaybıdır.
Bir hafızanın kaybıdır.
Kıbrıs Türk’ü bunu iyi bilir.
Çünkü onlar bu adanın taşını da bilir, toprağını da.
Hangi tepeden hangi rüzgârın estiğini bilir.
Hangi mevsimde hangi çiçeğin açtığını bilir.
Bugün birçok insanın içinde tarif etmekte zorlandığı huzursuzluğun nedeni tam da budur.
Sorun yalnızca yeni binalar değildir.
Sorun, boşlukların azalmasıdır.
İnsan ruhunun nefes alabileceği alanların küçülmesidir.
Dünyanın başarılı ada ekonomilerine bakın.
Önce kıyılarını korurlar. Sonra tarım alanlarını. Sonra ormanlarını.
Çünkü bilirler ki bir ada, kaybettiği toprağı geri üretemez.
Beton dökülen her alan, geri alınması en zor kararlardan biridir.
Bugün konuşmamız gereken şey yatırım karşıtlığı değildir.
Gelişme karşıtlığı hiç değildir. Konuşmamız gereken şey ölçüdür.
Dengeyi kaybeden her şehir, bir süre sonra kimliğini de kaybeder.
Kimliğini kaybeden şehirler ise büyüse bile gelişmiş sayılmaz.
Bu yüzden mesele yalnızca Girne değildir. Yalnızca İskele değildir. Yalnızca Lefkoşa değildir. Mesele bütün adadır.
Biz çocuklarımıza daha zengin bir ada mı bırakıyoruz... Yoksa daha pahalı bir ada mı?
Aradaki farkı anlayabildiğimiz gün, betonun değil yaşamın tarafında durmaya başlayacağız.
Ama iş işten geçmiş olacak!
adbl_web_anon_alc_button_suppression_t1
No reviews yet